hiiçç

25/5/2009

26 yıl önce vefat eden üstadın anısına...



Bugün Üstad Necip Fazıl'ın ölüm yıldönümü. Bu vesile ile üstadın hayatından iki küçük anektod aktarıp bu yazıyı okuyanlardan üstadın ruhu için birer fatiha istiyorum.

 **************
    Selma'ya ait bir hatıram sonra sonra beni yakacak hale geldi:

Büyük babamdan kıpkızıl bir lira çeyreği kopardığım bir gün, onu Selma'ya göstermiştim. Yavrucağın elinde ısırılmış, mini mini dişlerinin izini taşıyan bir elma vardı. Lira çeyreği o kadar hoşuna gitmişti ki, o ebediyen mahzun, yahut hüzün ebediyetiyle dolu gözlerini bana dikmişti de:
   

- Ağabey, demişti: bu elmayı sana vereyim de o parayı bana ver! Biraz ısırdım ama, ziyanı yok, değil mi?

Pırıltılı lira çeyreğini vermiş, fakat elmayı da almak gibi bir gaflete düşmüştüm.

Sonra sonra dövündüğümü hatırlıyorum.

- Ah, niçin lira çeyreğini verdim de, hafifçe ısırılmış elmayı kendinde bırakmadım? Niçin "O da senin olsun" diyemedim
           
Hayatımın ilk büyük vicdan azabı budur. 

       **************

Karpuz... Hayatımın en büyük hediyesi... Ramazandı. Oruçluydum. Tanıdığım bir tüccar iftar yemeğimi hergün evinden, hususî otomobiliyle gönderirdi. Ben de hapishane kapısının yanındaki ilk telörgüde yemeğimi beklerdim. Herkesin deliğine çekildiği o saatlerde bana izin verirlerdi. Yine böyle beklerken, bir gün ihtiyar bir adam telörgüye sokuldu. Üstü başı dökülen, amele kılıklı bir İhtiyar... Beni asla tanımadan "oğlum, içeride bir Necip Fazıl varmış!... Şu karpuzu ona hediye getirdim; Allah rızası için götürüp verir misin?" dedi. Gözlerim, hücum eden yaşlardan yangın içinde "ver, baba, hemen götüreyim!" dedim ve aldım. İşte hasbî, her türlü nefs oyunundan uzak, Allah için verilen hediye... Bu meçhul Müslümandan tüten edayı ömrümce unutamam!.. Keşke o karpuzu kesmeseydim; hep ona bakıp düşünseydim, İslâm ahlâkını fikretseydim, ağlasaydim, ağlasaydım...

 

 

9/1/2009

filistinli çocuk...




Kurşun Gazeli

Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni

Seni bir bomba gibi taşımak bu göğüste
Bir Ebubekir kıldı bir Ömer kıldı beni

Kurmak bize düştü bu kalbi sökülmüş çağı
Buyruk en ağır yükün altına saldı beni

Atıldık kurşun gibi kentin alanlarına
Bir kaç put ve taş gördü birden irkildi beni

Parça parça bir yürek delik deşik bir bağır
Bir beş değil sevgili bin kurşun deldi beni

Bir de bakışlarındır kurşun gözlerin senin
Kılı kıpırdamadı el gördü geldi beni

Yine seni özlemek birikti bir dağ gibi
Ve yürüdü üstüme altına aldı beni

Bir katılık döşenmiş upuzun bulvarlara
Adım atar atmaz bir donma aldı beni

Böyle çıktım alana ve yürüdüm yürüdüm
Ne görebildi kimse ne anlayabildi beni

Ve put alanlarından geçtim İbrahim gibi
Bir savaş bildi beni bir eylem bildi beni

                               Osman Sarı

Eşref Ziya Terzi - Kurşun Gazeli
http://www.ribatfm.com.tr/arsiv.php?kat_id=84&ad=EZG%C4%B0LER

2/12/2008

ah yakıyor bağrımdaki ateş...

Ah yakıyor bağrımdaki ateş
Sensiz kanıyor kalbim olmuş serkeş
Gönlüm hergün hasretinle yanıyor
Gün doğmaz akşamlar artık bana eş

Ah kalmışım canansız
Dudağım dilsiz gözyaşlarım sessiz
Yağmur gibi akıyor
Çağlayan mı bu aşk, gönlümden taşıyor

Çaresiz dertler sarmış beni
Yanıyorum leyla mecnun gibi

Ah yakıyor bağrımdaki ateş
Sensiz kanıyor kalbim olmuş serkeş
Gönlüm hergün hasretinle yanıyor
Gün doğmaz akşamlar artık bana eş


http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/dc7e2a084fd25607903d953bce53fc5209a692e209edf9374eeec4f09c554beafb8b9884dfb835ed19704

15/11/2008

baran

Baran iran sinemasına ait bir film, yönetmeni Majid Majidi. Bizden  bir film. Bazı sahnelerinde Türkçe kelimeler duyacak kadar bizden. Sıcacık, yer yer güldüren ama her sahnesine hüzün bulaşmış bir aşk filmi.  Bir aşk filmi düşünün ki esas oğlanla esas kızın karşılıklı konuştuğu tek bir sahne bile yok. Bir aşk filmi ancak bu kadar masum, ancak bu kadar içten olabilirdi dedirtiyor insana. Filmi seyredince aşk evrensel bir duygu derler ama en çok şarka yakışıyor galiba diye düşünmeden edemedim.


Tür : Dram / Macera / Romantik
Yönetmen : Majid Majidi
Senaryo :
Majid Majidi
Görüntü Yönetmeni : Mohammad Davudi
Müzik : Ahmad Pezhman
Yapım : 2001, İran , 94 dk.

Oyuncular

Hossein Abedini (Lateef) Zahra Bahrami (Baran) , Mohammad Amir Naji (Memar) , Abbas Rahimi (Soltan)


 

26/10/2008

yalnızlığa dair sorular

Yalnızlık nedir? Yalnız kime denir? Bir dağ başında inzivaya çekilen ihtiyar mı daha yalnızdır; yoksa bir panayırın ortasında ne yöne gideceğini bilmeden öylesine yürüyen, kendisine çarpan insanlara boş gözlerle bakan birisi mi?  Bazı insanlar yalnızlığı sevdiğini söyler. Ama bizim sevdiğimizi söylediğimiz şey gerçekten yalnızlık mıdır? Yoksa kendimizle zaman geçirmeyi mi seviyoruz? Gerçek anlamda yalnızlığı kim sever ki? Yani kalbine mukabil bir kalbin olmayışı kimi sevindirir? Kim ihtiyaç duymaz ki kelimelere ihtiyaç duymadan halleşebileceği bir dosta? Yanında olduğunu hissettiğinde huzur duyacağı bir ruhu kim aramaz ki? Gözlerine bakınca ruhunu okuyabilecek kadar yakınında olduğumuz kaç insan var hayatımızda? "Ben"liği "biz"de eritebilen "bir" olmuş kaç ruh var çevremizde? Yoksa dünyadan ve fanilerden beklenilmeycek kadar büyük bir hayal mi bu tüm söylediklerim? Yine ne çok soru birikti böyle…

« Önceki :: Sonraki »